İŞİNİ SEVEREK YAPANLARIN ÖYKÜSÜ
Ilık meltemli bir bahar günüydü. Havada yeni açan mis gibi portakal çiçeklerinin kokusu hakimdi. Doğa canlanmış, adeta pırıl pırıl parlıyordu. Sanki neşe içinde olduklarını düşündüren serçeler, etrafta ötüşüyordu. Bir grup genç kadın da bu bahar havasından istifade iyi bir şey yapmak için yola çıkmışlardı. Hedefte yaşlılar yurdu'na gitme niyetleri vardı. Giderken yanlarına ufak tefek hediyeler de aldılar. Amaç gönülleri ısıtmak ve birilerini hatırlamak olunca, en ufak hediye bile ne çok anlam ifade ediyor.
İnsan yaşlanınca sıhhati bozulur ve kendisi pek çok işi rahatlıkla yapamaz hale gelir. Çevresindekilerin desteğine daha fazla ihtiyaç duyar. Bu durum insanda yetersizlik hissine sebep olur. Kendisini adeta bir yük veya ortamda fazlalık gibi hisseder. İşte çoğu yaşlı teyzemiz de bu ve benzeri bir hissiyatla yurda gelmişlerdi. İnsanın ailesi, nerede kendisine bir aile ortamı sunuluyorsa orası oluyor. Bu yurtta tam da öyle bir ortam oluşturulmuştu.
Yurtta yöneticisinden hasta bakıcısına, temizlik yapan görevlisinden kapıdaki bekçisine kadar adeta herkes ortamı sahiplenmişlerdi. Hem işlerini hem de misafir kalan teyzelerimizi özenle kolluyorlardı. Her biri işini iyi yapan genç insanlardı.
Ziyarete gelen genç kadınlarla teyzeler bir balkon sefasında buluştular. Oturuldu teyzelerle sohbete başlandı. Teyzelerin kimi 4 çocuklu, kimi evlenmemiş, kimi çocukları rahmetli olmuştu...Her biri ayrı hikaye ve yaşanılandan ders alınması gereken öykülerle doluydu. Kimisi sessiz, kimi çok konuşkan, kimi çok neşeli hayat dolu, kimi zorla cevap veren... Burada da teyzelerin nasıl da fıtratlarını yansıttığını görmek ayrı neşeli bir ortam oluşturmuştu. Bir süre sonra bütün teyzeler sanki sözleşmiş gibi başka kuruma atanan bir hasta bakıcıdan bahsetmeye başladılar.
Adı Songül.
"Songül şöyle iyiydi, onu çok seviyorduk, bizi hiç üzmezdi."
"Onunla tanışsaydınız çok severdiniz."
"Buradaki görevliler de çok iyiler ama o bir başkaydı."
"Başka yerde terfi aldı o yüzden gitti"
Böyle uzayıp giden öyküler, övgüler. Songül ile tanışamamanın üzüntüsü sarmıştı ziyaretçileri. Merak etmişlerdi nasıl birisi oldugunu. Ziyaret süresi tamamlanmasına yakın hastaneden nakil aracı gelmişti ve orada Songül de vardı.
Songül, gözleri parlak bakan neşeli bir hasta bakıcıydı. Getirdiği hastasını son derece özenli götürüyor, onu sevip okşuyor, güzel sözlerle teskin ediyordu. Songül hastasının başından bir an olsun ayrılmıyordu. Ziyaretçi kadınlardan biri yaklaştı merak içinde sordu:
"Sizi çok anlattılar teyzeler, böylesine sevilmenize sebep nedir?"
Songül:
"Onlar benim canlarım, onları çok seviyorum." dedi.
İşte insanın işini severek, samimi, içten, güleç bir yüzle yapmasının çok önemli olduğunun ispatı oldu bu yaşananlar. Songül gibi aynı işleri, aynı şekilde yapanlar belki o kurumda çalışıyordu ama o samimiyet ve sevgi olmayınca aynı etkiyi bırakmıyordu. Yapılan iş aynı olsa bile, "Ne yaptığından ziyade, nasıl yaptığın." çok önem kazanıyordu. O yüzden insan işinde daha iyiye mi gitmek istiyor, o zaman işini severek yapması gerekiyor.
İşini severek yapanlar yüz güldürüyor, kalpler kazanıyor.
Buradan işini iyi yapanlara selam olsun...
Deneyimsel Tasarım Öğretisi, geçmiş deneyimlerden yola çıkarak, geleceğimizi tasarlamaya yönelik stratejiler üreten bir bilgi topluluğudur.
İnsanın daha mutlu, daha başarılı, daha iyi ilişkilerinin olması için yöntemler sunar.
"Kim Kimdir", "İlişkilerde Ustalık" ve "Başarı Psikolojisi" Programları ile bu amaca katkı sağlar.
Deneyimsel Tasarım Öğretisinde anlatılan tüm bilgiler, gerçek bilgiler olup, tüm zamanlar, tüm konular ve tüm insanlar için geçerlidir.
***
Yaptığın işi sevince olanların hiç biri yük olmuyor zaman keyifle akıyor, elinize sağlık aydınlatıcı yazı olmuş 🍁
YanıtlaSilNe yaptığından ziyade nasıl yaptığın… Önemli nokta. Teşekkürler
YanıtlaSilSelam olsun Songül gibi nice insanlara..🌸
YanıtlaSilİşini severek yapanlardan olmak... Ne güzel... Kaleminize sağlık...
YanıtlaSil