YEMEKLE BİRLİKTE PİŞECEKSİN REYHAN

 

YEMEKLE BİRLİKTE PİŞECEKSİN REYHAN


Sabahın ilk ışıkları daha odaya doğmamıştı. Hava daha aydınlanmamıştı, buna rağmen erken kalktı çünkü hazırlık yapmalıydı. Akşama büyük bir organizasyon vardı ve oranın yemek işini Reyhan'a vermişlerdi. Aslında Reyhan'ın böyle bir isteği olmamıştı ama yöresel yemekler yapmakta ustaydı. Bu konuda adı iş çevrelerinde duyulmuştu. Yurt dışı bağlantısı olan bu firmanın da yurt dışından yabancı misafirleri gelecekti. Gelecek olan misafirlere yöresel yemek yedirmek istedikleri için işin ustası Reyhan’ı bulmuşlardı.

Reyhan Anadolu’nun bir köyünde 4 erkek ve 1 kızdan sonra doğmuştu. Reyhan 6 yaşındayken annesi son çocuğuna doğum yaparken ölmüştü. Evin yükü 12 yaşındaki ablasına kalmıştı. Babası yemek konusunda titiz bir insandı. Haftanın bir günü akşamları yemek daveti verirdi. Annesi ölünce babası, ablasını yetiştirmişti. Reyhan annesinin ölümünden sonra ablasından ayrılmaz olmuştu. Her yaptığını dikkatle izler ve neden onu öyle yaptığını sorardı. Ev işlerinde meraklı bir kızdı. 


Ablası evlenip de evden ayrılınca Reyhan evde tek kadın olarak kalmıştı. Bir gün babası elinde bir kitapla geldi ve Reyhan'a; “Kızım gel, seninle bugün Osmanlı mutfağından bir yemek yapacağız.” dedi. Babası elindeki kitapta Arap harfleriyle yazan yemek tarifini okuyor ve “Kızım soğanları öyle ince doğrayacaksın ki doğrarken de bıçak altında gözükecek.” diyordu. Babası ne derse onu uyguluyordu. “Soğanları harlı ateşte kavurmayacaksın, yoksa yanar. Altında ateş olmayacak sadece az kömür olacak, arada da karıştıracaksın. Kızım yemek yaparken yemekle birlikte pişeceksin.” demişti. 


Babasıyla köydeki taş evin mutfağında öyle güzel lezzetli yemekler yapıyorlardı ki Reyhan çok mutlu oluyordu. Her yemek yaptıklarında babası eskilere ait bir öykü de anlatıyordu. Reyhan, odun ateşinden çıkan alevleri bazen öyküdeki insana bazen de hayvana benzetiyordu. Yemekle ilgili şu an ne kadar bilgisi varsa hepsini çocukluğunda babasından öğrenmişti. 


Bir gün babası; “Reyhan biliyor musun, annene yemek yapmasını da ben öğretmiştim?” dedi. Reyhan çok şaşırmıştı. “Nasıl yani?” demişti. Babası da “Annen evin en büyük çocuğuydu ve erkek kardeşi yoktu. Babasını da savaş için askere almışlardı. Evin erkeği olmuştu ve hep erkek işini yapmaktan yemek yapmasını öğrenememişti. Evlenince aynı sana öğrettiğim gibi annene de öğretmiştim. Hatta bunu annene bir gün hatırlattığımda annen de “Haklısın yemek yapmayı sen öğrettin, ama bende de o kabiliyet olmasaydı zor öğretirdin.” dedi. Ben de ona “Sen de bu konuda haklısın.” demiştim ve gülüşmüştük. Sen de annen gibi yemek konusunda kabiliyetlisin hem iyi bir öğrencisi hem de elin bu konuda çok yatkın.” demişti. Reyhan mutfakta akşam için hazırlık yaparken bu düşünceler gözünün önünden film şeridi gibi geçti. 



“Hayat ne kadar enteresan, annem ölmemiş olsaydı yemekleri annem yapacaktı, evin küçük çocuğu olarak belki de bana kıyamayacaktı. Ablam evdeki üvey anneden dolayı erken evlenmeyecekti. Ablam da anneme yardım edecekti, evde şımarık bir kız çocuğu olarak imkânları kullanan, beceriksiz bir kız olacaktım.” diye içinden geçirdi.  Onca güzel bilgileri babasından öğrenemeyecekti. Annesiz büyümüştü, içinde bir sızı vardı. Ama babasının Reyhan'a gösterdiği şefkat ise kat be kat daha büyüktü. İyi ki küçükten babası yemek yapmayı öğretmişti. Şu an en iyi yaptığı şeydi. Hem pratikti, hem de eli çok lezzetliydi. Aynı yemeği başkası yapsa da Reyhan'ın yaptığı gibi lezzetli olmuyordu. İşini severek yapıyordu, sanki onun hobisiydi. 


Hayat insanı küçüklükten itibaren öyle bir yetiştiriyor ki eksiklik gibi görünen şey aslında ileriki yaşında olgun olmasını sağlıyor. İmkânsızlıklar onun imkânı olabiliyor. Annesiz büyümüştü ama onu her zaman destekleyen bir babası vardı. Reyhan'ın neye kabiliyeti olduğunu çok iyi gözlemlemiş ve o konuda iyi yetiştirmişti babası. Reyhan da becerisini kullanarak insanlarla ilişkisini geliştirmişti. Aslında biraz çekingen mizacı vardı. Hemen insanlarla iletişime geçemiyordu. Ama babası sayesinde onu da kırmıştı.



Hayatın içerisinde insan küçük yaşlardan itibaren bazı konularda çok iyidir. Başka insanların yapamadığını çok rahat yapar. İşte bu özelliğini kullandıkça da küçüklüğünden beri zorlandığı konuları daha sonraları rahat yapar hale gelir. İşte o zaman da bu hayatta yükseliyoruz. Tıpkı Reyhan'da olduğu gibi. 



***

Deneyimsel Tasarım Öğretisi, geçmiş deneyimlerden yola çıkarak, geleceğimizi tasarlamaya yönelik stratejiler üreten bir bilgi topluluğudur. 

İnsanın daha mutlu, daha başarılı, daha iyi ilişkilerinin olması için yöntemler sunar.

"Kim Kimdir", "İlişkilerde Ustalık" ve "Başarı Psikolojisi" Programları ile bu amaca katkı sağlar.

Deneyimsel Tasarım Öğretisinde anlatılan tüm bilgiler, gerçek bilgiler olup, tüm zamanlar, tüm konular ve tüm insanlar için geçerlidir.

***


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder