Deneyimsel Tasarım Öğretisi Seminerleri Hakkında Düşüncelerim
Bu hayatta her insan mutlu ve başarılı olmak ister…
Bunun için,
- Sevdiği insanla yuva kurmak,
- Bir sınavda başarılı olmak,
- Hayalini kurduğu mesleği yapmak,
Bu hayatta her insan mutlu ve başarılı olmak ister…
Bunun için,
Herkesin dilinde aynı cümle dolanıyordu. “Nerede o eski Ramazan’lar.” Sahi neredeydi o eski Ramazan’lar, nereye kaçıp saklanmıştı? Değişen Ramazan mıydı, yoksa bizim Ramazan’a olan bakış açımız mıydı?
Yağmur liseye başladığından beri arkadaş ilişkilerinde zorlanıyordu. Bir gün kantinde sıra beklerken masalardan birinde tanıdık bir sima gördü. Bu kızı daha önce bir yerde gördüğüne emindi. Sıra kendisine gelene kadar nereden tanıyabileceğini düşündü. O düşüncelere dalmışken sıra kendisine gelmiş, arkasındakiler uyarıda bulunmaya başlamıştı.
Ilık meltemli bir bahar günüydü. Havada yeni açan mis gibi portakal çiçeklerinin kokusu hakimdi. Doğa canlanmış, adeta pırıl pırıl parlıyordu. Sanki neşe içinde olduklarını düşündüren serçeler, etrafta ötüşüyordu. Bir grup genç kadın da bu bahar havasından istifade iyi bir şey yapmak için yola çıkmışlardı. Hedefte yaşlılar yurdu'na gitme niyetleri vardı. Giderken yanlarına ufak tefek hediyeler de aldılar. Amaç gönülleri ısıtmak ve birilerini hatırlamak olunca, en ufak hediye bile ne çok anlam ifade ediyor.
Annesi zaman zaman Zeynep’i karşısına alır yapması ve yapmaması gerekenleri anlatırdı. Ardından da ne kadar anladığını tespit için soru sorardı. Annesinin en hassas olduğu konulardan biri de yalan söylemekti.
Gece
yağan yağmurun ardından gün doğmuştu. Maviliğin içine serpiştirilmiş gibi
görünen son bulutlar da hafif bir esintiyle birlikte başka diyarlara doğru yol aldılar.
Bugünün ilk ışıklarıyla birlikte Halit de güne başlamıştı.